• BIST 109.330
    • Altın 155,894
    • Dolar 3,8638
    • Euro 4,5501
    • İstanbul 16 °C
    • Ankara 4 °C
    • İzmir 15 °C

    Tutunacak son dal: Kıdem tazminatı

    Av.İbrahim Erdem

    “Emek en yüce değerdir.”

    Bu sözün doğruluğu zaman içinde defalarca kendini göstermiş ve artık bu sözün ne kadar doğru olduğu su götürmez bir gerçek haline gelmiştir. İşçiler emek dünyasının temel taşıdır ve bu işçiler döktükleri alın terinin karşılığını patronlarından çoğu zaman alamamaktadır. İşte bu durum işçiyi sermayeye karşı mücadeleye vermeye itmiş ve bu mücadele sonucunda birtakım kazanımlar elde edilmiştir. Ancak bu kazanımlara rağmen patronlar alın teri karşılığı olmanın yanında artık yasal olarak da güvence altına alınan bu hakları ödemeye yanaşmamıştır. Durum böyle olunca da işçiler haklarını Mahkemelerde aramaya başlamış ve kazanılan davalar sonucunda işçisinin haklarını faiziyle beraber ödemek durumunda kalan işvereni zor durumda bırakmıştır. Anlaşılan o ki bu süreç sermayenin belini bükmüş ve sermaye hükümet ortaklığı bu işe bir “çare” aramanın derdine düşmüştür. Bu çarenin ilk adımı da aşağıda anlatılan İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı’dır.

                    Hâlihazırda yürürlükte bulunan İş Kanunu ve İş Mahkemeleri işçi eksenli düzenlenmiş Kanunlar olup işçilere haklar tanımakta ve bu hakların ispatında da işçiye kolaylıklar sağlamaktadır. Özetle; işçiler davalara işverenlere karşı 1-0 önde başlamaktadır. Ancak uzun süredir konuşulan ve geçen günlerde Bakanlar Kurulu tarafından TBMM Başkanlığı’na da sunulan İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı ile bu haklar için işçinin eli zayıflatılmak istenmektedir.

                    Hükümet bu tasarıya kıdem tazminatı için yapacağı düzenlemeyi katmamış, bu düzenlemeyi adeta sır gibi saklama yoluna gitmiştir. Her ne kadar bir kıdem tazminatı fonundan bahsedilse de bu fonun nasıl olacağı, ne şekilde işleyeceği, işçiye ne getireceği halen bilinmemektedir.
     Keza CHP Emek Bürosunun düzenlediği Kıdem Tazminatı Çalıştayı’nda konuşan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Kani Beko da kıdem tazminatıyla ilgili çalışmanın son şeklini bilmediklerini belirtti. İktidar partisinin işçinin haklarını tırpanlamak istediği, emeğin karşısında patronların yanında yer aldığı artık hepimizin malumudur. Az önce de belirttiğim gibi hükümet kıdem tazminatı konusunda işçinin önüne nasıl bir set çekecektir bilinmez ama bu setin ilk adımları yeni İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı ile atılmıştır.

                    Hükümet, İş Mahkemeleri’nde dava açmadan önce işçinin zorunlu olarak Adalet Bakanlığı’na bağlı bir arabulucuya başvurmasını şart koşmuştur. Arabulucu tarafından taraflar anlaştırılamazsa işçi Mahkemede dava açabilecektir. Her ne kadar arabuluculuk şartı yargılama sürecini hızlandırmak için getirilmişse de bu işçinin yararına olmayacaktır.

    İşçi ekonomik olarak zor durumda olması ve paraya ihtiyacı olması karşısında işverenin teklifi altında ezilecektir. Belki de bu vesileyle işçi hak ettiğinin çok altında bir miktara evet demek zorunda kalacaktır. Özetle işçiye arabuluculuk faaliyetleri çerçevesinde işveren tarafından ekonomik bir mobbing uygulanması kaçınılmazdır. Arabuluculuk şartı bu haliyle işçiye zarar verebilecektir. Bunun yanında zaten işçinin emeğinin hakkını vermeyip onu zor durumda bırakan işverenin bu görüşme kapsamında ikna olması ve işçiye hak ettiği ücreti vermesi de ülkenin sosyolojik gerçeklerine aykırı bir durumdur. Tabii süreç ne gösterir bilinmez ama işçiye haklarını araması için yukarıda bahsettiğim sakıncaları olan arabuluculuk kurumunun dayatılması işçi açısından bir dezavantajdır.

                    Hükümetin Meclis’e sunduğu bir başka değişiklik ise kıdem ve ihbar tazminatının talep edilme süresinin 10 yıldan 5 yıla düşürülmesidir. Bilindiği gibi halen yürürlükte olan düzenleme gereği kıdem ve ihbar tazminatı gibi tazminat alacaklarını 10 yıllık zamanaşımı süresinde işçi dava açarak işverenden talep edebilir, işte Hükümet yeni tasarıyla beraber bu süreyi de yarı oranında düşürerek 5 yıla indirmek istemektedir. Tasarının yasalaşmasından itibaren işçiler işten ayrıldıktan sonra 5 sene içine haklarını talep etmediği takdirde bu haklarını bir daha talep edemeyeceklerdir. Burada da işçinin var olan hakkı elinden alınmak istenmiş bir anlamda bu hakkı gasp edilmiştir.

                    Birçok düzenleme getiren bu tasarının ana amacı işçinin alın terinin karşılığını almasını zorlaştırmaktır. Yarın ne olur Hükümet nasıl bir kıdem tazminatı düzenlemesi getirir bilinmez ama görünen köy de kılavuz istemez. Yukarıda bahsedilen iki düzenleme Hükümetin bu konudaki tavrını net olarak gözler önüne sermeye yetmiştir. Belli ki, işçiyi kanuni hakları konusunda zor günler beklemektedir, öyleyse yaşasın işçinin kanuni hakları (!). O kanuni haklar ki yazının başında da belirtildiği üzere işçilerce, sendikalarca verilen mücadeleler sonucunda kazanılmış haklardır. Şüphesiz ki mevcut kanunlarda yer alan haklar dahi işçilerin emeğinin karşılanması noktasında yetersizdir, eksiktir. Emeğin yanında olan herkesin ortak fikri buyken mevcut siyasal iktidar işçilerin elinden var olan bu hakları da almak istemekte, işçilerin tutunacak dalı olan kıdem tazminatını kesmeye çalışmaktadır. Bunun işaret fişeği de Meclis’e sunulan yasa tasarısı ile atılmıştır.

                    Eğer ki işçiler var olan haklarını da kaybetmek istemiyorlarsa bu haklarına sahip çıkmak için mücadele vermeliler. Bu mücadele ise bireysel ya da birkaç STK ile değil her türlü etnik,siyasi ayrımı bir kenara bırakıp sınıfsal bir ortak payda ekseninde topyekûn verilmelidir. Yurdun dört bir yanındaki tüm işçiler, sendikalar, STK’lar ve emeğin yanında olan siyasi partiler birleşmeli ve haklarını koruma noktasında kitap ile, iş ile, tırnak ile diş ile yeri geldiğinde umut ile, sevda ile  mücadele etmelidir. Aksi halde tutunacak son dal da kesilir.

     

    Av. İbrahim ERDEM

     

    Bu yazı toplam 3187 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sosyal Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : [email protected] | Haber Scripti: CM Bilişim