• BIST 94.082
    • Altın 189,916
    • Dolar 4,7932
    • Euro 5,6125
    • İstanbul 29 °C
    • Ankara 26 °C
    • İzmir 32 °C

    Öldürmemek yetmez,yaşatmak gerekir!

    Av.İbrahim Erdem

             Bireylere hak ve özgürlüklerini hiçbir kurum ya da kişi kendiliğinden vermemiş, bireyler hak ve özgürlüklerini verdikleri mücadeleyle kazanmışlardır. Yani hak ve özgürlükler bahşedilen bir durum değil kazanılan zaferdir. Osmanlı Devleti Islahat ve Tanzimat fermanlarını kendiliğinden yayınlamamış, meşrutiyeti güle oynaya ilan etmemiştir, hepsi ama hepsi bir uğraşın sonucudur. Keza İzmir ve İstanbul ve bütün Anadolu emperyalist güçler tarafından bu millete hediye edilmemiş, büyük bir toplumsal direnişle kazanılmıştır. O günlerde kazanılan demokratik haklar ve bağımsız yaşama hakkı ilerleyen süreçte genişlemiş ve Devlet zamanla vatandaşlarına daha geniş haklar tanımak zorunda kalmıştır, hatta bu hakları tanımakla yetinmeyip bu hakların koruyuculuğunu da üstlenmiştir. Yani Devlet’e düşen görev, hakkı tanımakla bitmez. Devlet, bireylere bu hakları kullanmalarını sağlayacak gerekli tedbirleri de almak zorundadır.

             Bu hakların en önemlisi şüphesiz yaşam hakkıdır. Bu hak insan temel hak ve özgürlüklerinin özünü oluşturmaktadır. Bu yüzden de yaşam hakkı Uluslararası Sözleşmeler ve Kanunlarla sıkı şekilde korunmaktadır. Yaşam hakkı çerçevesinde Devlet’e düşen ilk görev vatandaşını öldürmemektir. Yani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Devlet’e öncelikle “öldürmeyeceksin” der. Sonrasında da Devlet’in asıl yükümlülüğü üzerinde durur ve “ yaşatacaksın” der. Öldürmemenin ne olduğunu hepimiz biliyoruz, fakat yaşatmak öldürmemekle aynı şey değildir. Devlet, kendi koyduğu yasalarla öldürme suçunu caydırıcı hale getirmelidir, vatandaşlarının yaşaması için her türlü tedbiri almalıdır. DEVLET VATANDAŞLARINI GÖZ GÖRE ÖLÜME GÖNDERMEMELİDİR!

            Fakat Devletimiz tarihinde öyle çoktur ki bu hakkın ihlalleri, şimdi saymaya kalksak buradan köye yol olur. Ancak isimlerini zikretmeden geçemeyeceğim, bedenleri toprak olsa da devirleri daim olan insanlarımız da var. Deniz Gezmiş ,Erdal Eren, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Dilek Doğan ve niceleri. Maalesef ki hem tarih hem de hukuk önünde bu konuda verdiğimiz sınav bizi sınıfta bırakıyor, maalesef ki halen insanları ölüme terk ediyoruz, maalesef ki halen yaşatmayı değil insanlarımızı kendi hallerinde ölüme terk ediyoruz.

             Dünya üzerinde nefes alan her canlı doğal yollardan göçene kadar yaşamayı hak ediyor. Hele ki bu canlılar hayatlarını “eğitim” gibi ulu bir amaç için harcamışsa, hele ki bu canlılar gözlerini kırpmadan sonunu bir an bile düşünmeden işlerini tekrardan kazanmak için açlığa ve ölüme başkaldırmışsa. Bizler bize bir harf öğretene 40 yıl köle olmayı öğrendik, onları ölüme göndermeyi değil. Bizler daima zulmün karşısında mazlumun yanında olduk ve biliyoruz ki adalet kantarı bir gün doğru tartacak.

    o.jpg

               Nuriye diyoruz, Semih diyoruz. Her biri birer hayat, birer kavga, evlat, abi, abla, eş. Göz göre göre yiten iki can. Her geçen gün daha da yüksek sesle haykırıyoruz haklılıklarını, onların açlığı kuvvet veriyor bize. Nuriye ve Semih yaşasın. Sadece biz değil hukuk kuralları da istiyor ve istemekle de yetinmeyip dayatıyor Devlet’e yaşamaları gerektiğini. Hala imkân varken elimizde, hala mümkünken geçen zamanın telafisi Devlet mutlaka ama mutlaka Nuriye ve Semih’i yaşatmalı. Bir kez olsun iyi bir sınav verelim tarih ve hukuk karşısında, onca kara lekeye rağmen alnımızın ak yüzü olsun Nuriye ve Semih’in aldığı her nefes.

    Av. İbrahim ERDEM

    Bu yazı toplam 1474 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sosyal Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : [email protected] | Haber Scripti: CM Bilişim