• BIST 73.391
    • Altın 132,897
    • Dolar 3,5219
    • Euro 3,7585
    • İstanbul 11 °C
    • Ankara 0 °C

    Erdoğan: O dergi özür diledi

    Erdoğan: O dergi özür diledi
    Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen 24. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşuyor.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, geçen hafta kendisini muhtarlarla yanak yanağa çizilen karikatür dergisi Leman’ı ağır ifadelerle eleştirmişti. Erdoğan, mizah dergisi Leman’ın “Özür diliyoruz” başlığıyla yayınladığı son kapağı için “O güya mizah dergisi muhtarları aşağılayan kapağı için özür diledi. Sizlerin tepkisi olmasaydı özür dilemeyecekti” yorumu yaptı.

    Erdoğan geçen hafta yaptığı konuşmasında, “Biliyorsunuz bir konsolosun, casusluktan yargılanan bir gazeteciyle fotoğraf ektirdiğini eleştirmiştim. Bir mizah dergisi, benim muhtarlarla çektirdiğim fotoğrafı kapağına taşımış, ‘Biz konsoloslarla, sen ancak muhtarlarla fotoğraf çektirirsin’ demişler. Benim yanım zaten muhtarların yanı, siz o konsolosların yanında” ifadelerini kullanmıştı.

    Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

    O güya mizah dergisi muhtarları aşağılayan kapağı için özür diledi. Sizlerin tepkisi olmasaydı özür dilemeyecekti. Değerli kardeşlerim, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanlığını devraldık. 25 ülke, devlet ve hükümet başkanı düzeyinde, diğer ülkelerde parlamento başkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan düzeyinde temsil edildiler. Bu vesileyle yaptığımız görüşmelerde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Adalet ve barış olmayınca birliğin ve dayanışmanın sağlanması da mümkün değildir. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir.

    Biz inşallah daima iyinin, güzelin, doğrunun, hayırlı olanın yanında yer alacağız. İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul zirvesinde de ifade etme imkanı bulduk. Çünkü Rabbimiz ne buyuruyor; “Siz hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten men edersiniz.”

    Dünyada Müslümanların yaşadığı sıkıntılara bakıldığında bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının sefaletle, terörle, cehaletle, insani dramlarla değil, parlak günlerde olduğu gibi insanlığın hayrına hizmetle anılması temennimizdir.

    Biliyorsunuz, bu hafta Kutlu Doğum’u yaşadık. Kutlu Doğum haftası boyunca da başlık neydi, bir taraftan tevhit, vahdet, bir taraftan gelin birlik olalım çağrısıydı.

    Bizim bu noktada dinimiz İslamdır. İslam’da ayrımcılığa vesile olan mezhepçilik olmaz. Bu mezhepler bizim için ayrımcılık vesilesi olacaksa vay o toplumun haline. İkincisi etnik… Lazmış, Türkmüş, Kürtmüş, Boşnakmış, Çerkesmiş. Yunus’un diliyle yaklaştık. Yaratılanı yaratandan ötürü severiz dedik.

    “BAŞARAMAZSAK YAZIKLAR OLSUN”

    Hepsini istisnasız severiz. Yaklaşımımız bu olacak. Ve üçüncüsü de terör. Geldiğimiz nokta ortada, terörde çok kayıplar verdik. 35 yıldır 40 bini aşkın insanımız bu topraklarda terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik, kardeşlik dedik olmadı. Çözüm süreci dedik, yine olmadı. Çözüm sürecini de buzdolabın koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Ne olacak bu operasyonlar döneminde? Bu iş bitecek… Bu iş bitecek… Bu milletin huzuruna kimsenin kast etme hakkı yoktur. Sonuna kadar tüm güvenlik güçlerimizle üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle, köy korucumuzla, dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Eğer başaramazsak, yazıklar olsun. Bunu başaracağız. Bu millet güçlüdür ve bunu başarmaya da muktedirdir.

    Telsiz dinlemeleri bunlar, dayan diyor… Değerli kardeşlerim. Bütün bunların en önemli sebebi, bölge halkının bölünmekten değil, milletimizin parçası olarak kalmak istemesidir. Polisiyle, askeriyle, korucusuyla, tüm güvenlik güçlerimiz terör örgütünü bir kez daha yenmiştir. Kendi kendilerine özerklikçilik oynayanlar kaybetmiştir. Çukur siyasetiyle netice alacağını sananlar hüsrana uğramıştır. Milletimizin mahremini çiğneyerek gönlüne gireceğini düşünenler sadece nefretini kazanmıştır.

    Türkiye’nin 79 milyon vatandaşı, 81 vilayeti, 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla bölünmez bütün olduğu şehitlerimizin kanlarıyla bir kez daha tarihe yazılmıştır. Şu gerçeği herkes görmüş ve anlamıştır. Türkiye’nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. Bundan 100 yıl önce Osmanlı Devleti’nin yüz ölçümü 5 milyon kilometrekareydi. Ancak 780 bin kilometrekaresini koruyabildik. Asıl amaçlarının bizi buralardan kazımak olduğunu biliyoruz. Kimse kusura bakmasın, artık o devir geride kaldı. Hem sınırlara sıkı sıkı sahip çıkacağız, hem de Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar gönül kapısını açık tutacağız.

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sosyal Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 507 744 96 16 | Haber Scripti: CM Bilişim