• BIST 114.418
    • Altın 163,268
    • Dolar 3,8030
    • Euro 4,6507
    • İstanbul 10 °C
    • Ankara 2 °C
    • İzmir 7 °C

    Anıttepe'nin Ölümsüz Misafiri

    Av.İbrahim Erdem

    O’nu anlatmaya nerden başlamalı, hangi kelimelerle ifade etmeye çalışmalı bilemiyorum. Fakat şurası kesin ki ne söylersek söyleyelim asla O’nu tam olarak anlatmaya yeterli olmayacak. O’nunla masa başında savaşmış ve bu savaşı kaybetmiş olan dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd George’un O’nun hakkında söylediği “Yüzyıllar nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki 20. yüzyılın dâhisi Türklere nasip oldu ve kader onu bizim karşımıza çıkardı.” sözü aslında O’nu en iyi tanımlayan cümlelerden biridir. Gerçekten de Mustafa Kemal bir dahidir ve ne mutlu ki bu dahi en zor zamanlarını yaşayan halkının kurtuluşu için mücadele verdi.

                    Burada uzun uzadıya O’nun çocukluğunu,eğitim hayatını, dayısının çiftliğinde geçirdiği günleri anlatmaya gerek yok. Keza O’nun askeri başarılarını ya da komutanlık dehasını anlatmaya da, çünkü o O’nun bu konulardaki ünü bırakın Anadolu’yu tüm Dünya ülkelerine yayıldı. Öyle ki UNESCO Atatürk’ü;  “Atatürk, uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.” diyerek tanımlamıştır.

                    Çanakkale O’nun tarih sahnesine ilk çıkışı, ilk büyük zaferidir. Cihan, O’nun adını Çanakkale’de duymaya başlamış ve ondan sonra bir daha unutmamış, unutamamıştır. O, savaşı çadırından değil askerlerinin yanında cephede idare etmeyi seçmiş, Alman komutanın komutasını kabul etmemiş ve direnerek kendi savaş planını uygulatmıştır. Hatta O Çanakkale’de dövüşürken göğsüne isabet eden şarapnel parçasından cebindeki saati sayesinde ufak bir yara ile kurtulmuş ve bu hadise bir milletin kaderini değiştirmiştir.

                    Mustafa Kemal Atatürk’ü salt bir asker ya da siyasetçi olarak tanımlarsak büyük bir hata yapmış oluruz, çünkü O hepsinden öte bir düşünce adamı, bir devrimciydi. Henüz askeri öğrencilik yıllarında askerin siyasete müdahil olmasının zararlarını görmüş ve o yaşlarda buna çareler düşünmüştür. O,henüz gençlik yıllarında kadının toplumda daha geniş bir yer edinmesi gerektiğini tespit etmiş ve nitekim bunu sağlamıştır. Dini değerlerin muktedir güçler tarafından nasıl sömürüldüğünü, halkın nasıl köleleştirildiğini görmüş ve bunlar için çareler üretmiştir. Mustafa Kemal, ülkenin en zor zamanlarında köşesine çekilip zevk ve sefa sürmemiş bilakis bütün rütbelerinden ve imtiyazlarından arınıp halkıyla beraber vatan uğruna savaşmıştır. Atatürk’ün halkçılığı evvela buradan gelmektedir. Atatürk’ün devrimleri dogmalardan, kişisel zevklerden ya da keyfiyetten ileri gelmemiş, tarihten çıkarılan dersler ileride yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde kendisini devrim olarak bulmuştur. Bundandır ki, onun devrimlerini yıkmak isteyen bunca karanlık düşünceye rağmen o devrimler hala ayaktadır. Bundandır ki, onun devrimlerini yıkmak isteyen bunca yobaz düşünceye rağmen onun gençleri,kadınları, işçileri, köylüleri ve çocuklarıyla o devrimler korunmaktadır.

                    Atatürk tüm yaşamını ülkenin kurtuluşu ve gelişimi için harcamış, vatan savaşını cephede kazandıktan sonra asıl savaşını başlatmıştır. Bu savaşın adı cahillikle, yoksullukla,gericilikle savaştır. Atatürk, tam bağımsız Cumhuriyet’ten rahatsız olup manda ve himayeyi telkin edenlerle savaşmıştır. Atatürk, dinin bir sömürü aracı olmaması için uğraştığında O’nu dinsizlikle suçlayanlarla savaşmıştır. Atatürk, halkın daha rahat eğitim alması için çabalarken Arap alfabesini ilahlaştıran zihniyetle savaşmıştır. Ne yazık ki O’nun yıllar önce söylediği gibi ülkenin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet , dalalet ve hatta hıyanet içindedir. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, siyasi çıkarlarını ülke çıkarlarından üstün tutmaktadır. Bu iktidar sahipleri yapılan onca eseri bir bir satarak kendilerine ekonomik menfaat sağlarken halkı fakirleştirmektedir. Bu iktidar sahipleri mülkün temeli olan adaleti kendi garantörleri yapmıştır. Atatürk’ün bedeni toprak olsa da yobazlığa, padişahlığa, gericiliğe ve her türlü karanlık düşünceye karşı savaş onun çizdiği yolda devam etmektedir.

                    Birkaç yüzyılda bir yetişen ve ne mutlu ki en çok ihtiyacımız olduğu anda bize nasip olan, ölümünden uzun yıllar sonra bile hala değerini ve önemi yitirmeyen bu dahi, fikirleri ve devrimleriyle kurucusu olduğu ülkenin pusulası ve kurtarıcısı olmaya devam etmektedir.

                    O Anıttepe’de sonsuz misafirliğine devam ederken en büyük eserleri dimdik ayakta kalmaya devam edecektir.

    Av. İbrahim ERDEM

    Bu yazı toplam 792 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sosyal Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : [email protected] | Haber Scripti: CM Bilişim