• BIST 102.482
    • Altın 146,654
    • Dolar 3,5204
    • Euro 4,1865
    • İstanbul 24 °C
    • Ankara 21 °C
    • İzmir 26 °C

    Adaletsizliğe direnen binlerce kişi Bakırköy Barış Mitingi’nde buluştu

    Adaletsizliğe direnen binlerce kişi Bakırköy Barış Mitingi’nde buluştu
    Adalet, demokrasi ve barış isteyen binlerce kişi Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya geldi. İncirli Caddesi’nden yürüyüşle başlayan mitingde “Savaş faturalarını ödemeyeceğiz” denildi

    Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda “Barış, Özgürlük ve Adelet” mitingi düzenlendi. İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu çağrısıyla gerçekleştirilen miting İncirli Caddesi’nden yürüyüşle başladı. Barış, Özgürlük ve Adelet talepleriyle İncirli Caddesi’nde buluşan binler Özgürlük Meydanı’na doğru yürüdü.

    HDP İstanbul İl Örgütü “OHAL’e Hayır, KHK’lar iptal edilsin” pankartı açarken HDP’liler tutuklu milletvekillerinin maskeleriyle yürüdü. Binlerce üyesi hukuksuzca ihraç edilen KESK, “KHK’ler gidecek biz kalacağız” pankartıyla yürüyüşe katıldı. Halkevleri “Savaşın, OHAL’in, KHK’lerin karşısında barış kazanacak” pankartıyla mitingde yerini aldı. Mitinge ayrıca EHP, EMEP, ESP, Kaldıraç, SYKP ve İstanbul Tabip Odası katılım gösterdi.

    baris-mitingi-bakirkoy-2017-2.jpg

    Yürüyüşün ardından kitle alana girerken, ilk olarak Grup Munzur sahne aldı. Grup Munzur şarkılarını keyfi biçimde tutsak edilenler ve Sur’da Cizre’de yaşam mücadelesine devam edenler için söyledi. Tutuklu milletvekillerinin adları kürsüden okunduğu sırada kitle “burada” diyerek yanıt verdi.

    Grup Munzur’un ezgiler seslendirmesi ardından miting, Kürtçesini HDP İstanbul İl Yöneticisi Xunav Altun ve Türkçesini EHP İstanbul İl Başkanı Özge Akman’ın okuduğu bildiriyle devam etti.

    Ortak bildiride, şu ifadelere yer verildi:

    Savaş faturalarını ödemeyeceğiz

    Savaşın insanlığa faturası ölüm sürgün acı ve gözyaşı demek. 1939’da Hitler’in Polonya’yı işgal ettiği 1 Eylül gününü İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ‘bir daha bu faturayı ödemeyeceğiz’ diyerek Dünya Barış Günü ilan eden ezilenler, bugün yeryüzünün şu veya bu yerinde savaş ya da savaş tehdidi altında yaşamak zorunda bırakılıyorlar. Petrolü, doğal gaz ve madenleri, nüfuz alanlarını ele geçirmek veya halkların özgürlük çığlığını boğmak için devletler silah fabrikalarını tam kapasite çalıştırıyor; o silahları ateşliyor, her yere üsler kuruyor; kendileri adına savaşacak çetelere milyon dolarları akıtıp sırtlarını sıvazlıyorlar. Bugün Ortadoğu’da Ortaçağı diriltmek isteyen silahlı çeteler, arkalarındaki güçlerden de destek alarak milyonlarca insanı yerinden yurdundan etti, kadınları köle pazarlarında sattı, binlerce yıllık tarihi eserleri yağmaladı, hesaplanamaz ölçüde can kaybına sebep oldu. Şimdi Suriye’den Yemen’e, Filistin’den Nijerya’ya kadar uzanan acılı bir coğrafyanın ortasında yaşıyoruz.

    Savaş bizim sadece komşumuz değil. Halkın büyük bir kesiminin bitsin istediği bir savaş müzakere masaları devrilerek alevlendirildi. Bunun bedeli de yüzlerce insanın ölümü, seçilmiş milletvekillerinin ve siyasetçilerin tutuklanması Kürtlerin belediye başkanlarının görevden alınarak kayyum atanması oldu.

    Ülkenin bir yerinde savaş sürerken diğer bölgelerde yaşayanların barış içinde yaşaması mümkün değildir. Çünkü savaş bir ülkenin bütünü üzerinde kontrol sağlamak; işçileri, emekçileri, bu ülkede yaşayan her dinden milliyetten insanları, kadınları ve çocukları itaatkar yurttaşlar yaratmak için elverişli bir zemin yaratır. İktidar bu zemini gayet iyi kullanmıştır: Bugün bir biçimde sahip olduğu haklarını kaybetmeyen, kendisini tehdit altında hissetmeyen, baskı ve yıldırma taktiklerinden dolayı tedirgin olmayan hiç kimse yoktur. İçeride kendi yurttaşlarına savaş açan, hiçbir komşusuyla barışık olmayan siyasi iktidar iç politikada kullandığı dil ve üslupla Avrupa ülkelerine de sataşmakta, onların içişlerine karışmakta, orada yerleşik Türkiyeli kökenlilere verecekleri oyların rengini bile dikte etmektedir. Yönetimi sayesinde Türkiye, dünya halklarının gözünde kavgacı, sürekli didişip duran, geçimsiz ve saldırgan bir ülke haline getirilmiştir.

    OHAL ve KHK’ler ile yönetilmek istemiyoruz

    Bir diktatörlük tesis edilirken savaş ve çatışmadan güç almayan, iç ve dış düşmanlarını çoğaltmayan hiçbir rejim yoktur. Devletin, ortadaki pastayı paylaşamayan kesimlerinin çatışmasından çıkan toz duman arasında inşa edilen tek adam-tek parti rejimi de kendisine bu düşmanlardan bol miktarda yaratmıştır. 15 Temmuz darbe girişimini bir lütuf olarak gören hükümet, hemen ilan ettiği OHAL sayesinde kurtulmak istediği her kesimi terör etiketi yapıştırarak düşman ilan etmiş ve bunları etkisizleştirmek her yolu denemektedir. Kalıcılaştırılmaya çalışılan OHAL hukukun bertaraf edilmesi, ülkenin kaderinin bir tek kişinin ağzından çıkacak söze bağlı kalması, her türlü itirazın baskıyla sindirilmesi demek. Ancak bizler buna izin vermeyeceğiz: OHAL ve KHK’lerle yönetilmek istemiyoruz. Düşmanlaştırma politikalarına, icat edilen düşmanlar sayesinde şovenizmin kışkırtılmasına sessiz kalmayacağız.

    Anaokullarından başlayarak savaş oyunlarında şehit olmaya veya şehidin arkasından gözyaşı dökmeye alıştırılan çocuklarımızı böyle bir sunağa kurban etmeyeceğiz; onların kindar bir nesil haline gelmesine izin vermeyeceğiz. Düşmanlarla çevrili bir ülkede değil içeride ve dışarıda barış ve huzur içinde yaşamak, özgür bir ülke inşa etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin emekçileri, halkları, kadınları ve gençleri olarak hiçbir faturayı can pahasına ödemeyeceğiz. Yaşasın 1 Eylül Dünya Barış Günü.

    HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın gönderdiği mesajı okudu.

    Demirtaş’ın mesajı şöyle:

    Bugün direniş faşizme karşıdır

    Hepinizi Edirne Cezaevi’nden saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Bugün İstanbul’da Barış ve Demokrasi mücadelesini büyütmek için bir araya geldiniz. Ülkemizdeki ve bölgemizdeki barış ihtiyacı her zamankinden günceldir. Barış bölge ve Türkiye halkları için her gün ısrarla tekrarlanması gereken bir hedeftir. Barış mücadelesi asıl barışın imkan ve koşullarının olmadığı zamanlarda önemli ve değerlidir. Bizler barış söyleminden asla taviz vermeyeceğiz. Ancak barışın gelebilmesinin biricik yolunun kurumsallaşan faşizme karşı omuz omuza direnmek olduğunu, bıkmadan bütün Türkiye’ye anlatacağız. Bugün direniş faşizme karşıdır. Direniş savaş politikalarına karşıdır. Direniş zulme, adaletsizlikle ve haksızlıklara karşıdır.

    Faşizmi kurumsallaştırmak isteyen iktidara karşı direnen demokrasi güçlerinin mücadelesi siyaseti savaş ekseninden çıkartabilir, barış ve demokrasi zeminine oturtur. Bu mücadele demokratik siyasetin önde gelen amacıdır.

    Bizler demokrasi ve barış mücadelesine, faşizme ve her türlü adaletsizliğe karşı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Demokrasi ve adalet barış özgürlük ve eşitlik mücadelesini ortaklaştırmak, bu gidişi durdurmak için önemli bir adım atmak demektir. Gelin demokrasi mücadelesini büyütelim. Barışı hep birlikte kuralım. Hepimize kolay gelsin yolumuz açık olsun. Mutlaka kazanacağız.

    Sendika.Org

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Sosyal Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 507 744 96 16 | Haber Scripti: CM Bilişim